ANTEP EVİNİN MUTFAĞINDA
BULUNAN ÖNEMLİ ÖZELLİKLER 

Ocaklık:

Tarihi Antep evleri bir avlu (hayat) etrafında sıralanan odalardan oluşur. Bu odalardan birisi de mutfak (ocaklık)’tır. Duvarları genellikle isten siyahlaşmış olup ocaklıkta tezgah yoktur. Ancak çok iyi yapılmış bir baca vardır. Bacanın altında yufka ekmeğinin pişebileceği, büyük bir sacın oturtulabileceği ocakla, daha küçük tencerelerin oturtulabileceği küçük ocaklar da olur. Bunlar bazen çamurdan/kerpiçten, bazen de demirden yapılmış ocaklardır. Yine mutfakta duvarda asılı ekmek tahtası, ekmek sacı ve körük gibi eşyaları hemen her ocaklıkta görürüz.

Mutfağın bir köşesinde küllük bulunur. Küllük’te biriktirilen külden bir miktar alınır bir kapta bulunan suyun içine konarak suyun sertliği giderilir. Kül aynı zamanda temizleyici madde olarak bakır tencereleri yıkamakta da kullanılır. Çamaşır yıkamada genellikle küllükte yumuşamış su kullanılır. Çamaşır yıkamada kullanılan her türlü don kazanı da ocaklıkta bulunur. Ocaklıkta su bulunmadığı için genelde bulaşıklar taşıma su ile yerde yıkanır. Ev hanımlarının kullandığı soğan tahtaları ayaklıdır. Eskiden et makinası olmadığı için, çiğ köftelik et, kütük üzerinde satırla dövülerek inceltilir ve sinirleri ayıklanırdı.

Ocaklığın duvarlarında raflar vardır. Raflar da ekseri sahanlar, tabaklar, tencereler büyüklük sırasına göre sıralanmıştır. Duvarın bir tarafında yine sırayla dizilmiş tavalar yer alır. Bunlarda yağ tavası, zeytinyağı tavası vb.  tavalar asılırdı. Mutfakta tel dolabı bulunur ve bu dolapta kavanozlar, cezveler, fincan sepetleri, bardaklar, çaydanlık, şekerlik vs. gibi şeyler bulunur.

Antep Mutfağının Özellikleri:

Hemen, hemen herkesin hayran olduğu Antep yemeklerindeki candeğerlik, yalnız pişiren keyvanilerin (iyi yemek yapanlar) becerikliliklerinden değil, yörenin toprağında, suyunda ve havasındaki özellikler nedeni ile burada üretilen bitkisel ve hayvansal ürünlerdeki yüksek aroma ve tadın da payı önemlidir. Antep Mutfağının bazı özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

I - Yörede etli ve sebzeli yemeklerin çoğu; yoğurtla pişirilir.

2 - Kazan yemeklerinde kabın kalın, ateşin harsız olması yeğlenir.

3 - Etli yemeklerde hayvan gövdesinin hangi bölümünün hangi yemeğe yakıştığının bilinmesi. Örneğin; bamyaya boyun eti, lahmacuna, döş ve kaburga eti, şiş kebabına küşneme (bonfile), çiğköfteye but eti iyi olur.

4 - Yemeklerde kullanılan ürünlerin yerli olması yeğlenir.

5 - Yemeklerde kullanılan baharat değişiktir. Örneğin; yoğurtlu yemeklerde haspir (safran) veya nane, bazı yemek ve çorbalarda tarhın, ciğer kebabında kimyon, aşurede rezene, sütlaçta tarçın.

6 - Başka yörelerde kelle-paçanın derisi yüzülerek kullanılır. Oysa, burada derisi yüzülmez, ütülerek temizlenir (eskiden bu işi kalaycılar harlı ocaklarında ücretle yaparlardı).

7 - Her yerde bir ya da iki çeşit ekşi kullanılırken burada tam yedi çeşit ekşi bulundurulur ve yemeğine göre kullanılır. Limon, limon tuzu, koruk, koruk pekmezi, sumak tozu, sumak ekşisi, nar ekşisi. Örneğin: Bamyaya koruk, sarmaya erik, lahana ve pancar sarmasına nar ekşisi, sulu salataya sumak ekşisi.

8 - Hem sağlık hem tat ve iştah verici olan taze sarımsak çok yemekte kullanılır, öyleki sarımsak aşı diye tek başına bir yemek ya da yarı yarıya katıldığı bakla tavası vardır.

9 - Lahmacunun harcına soğan değil, sarımsak demet demet doğranır. Bol maydanoz, domates biber ve baharattan başka yoğurt da konup fırına verilir. Yerken, söğürtülen tohumsuz patlıcanla dörde katlanıp ağızlanır.

10 - Dolmalar çok ince oyulur, içinde kıyma değil pirinç veya bulgur yoğunluktadır. Pişirirken altına ilikli kemik, bol ekşi, sarımsak ve nane kullanılır.

11 - Çiğköfte sert simit, buz ve limon kabuğu ile yoğrulur. Yoğururken su yerine domates suyu kullanılır.

12 - Başka yörelerde yapılmayan zeytin piyazı çok güzel bir katıktır. Kırık zeytin (taşla dövülerek çekirdeği alınmış) bıçakla kıyılır; una ceviz içi, nar, tuz, biber, kimyon ve biraz zeytinyağı konur, maydanozla süslenir, dürüm dürüm yenir.

13 - Tahin ve pekmez bile çok kolay olmasına rağmen burada ateş üstünde eritilerek karıştırılır, daha can çekici olması sağlanır.

14 - Mevsiminde bol bol yenen marul pekmeze batırılarak yenir.

15 - Buğday haşlamasına yörede HEDİK denir. İyice haşlandıktan sonra ceviz içi, nar tanesi, rezene, tarçın ve toz şeker konup ikram edilir. Bunu özellikle çocuklar çok sever.

16 - Yaz boyu tüketilen kavun ve karpuz çekirdekleri yıkanıp kurutulur ve gerektiğinde kavrularak tuzlanır, eğlencelerde kuru yemiş olarak harcanır.

17 - Baharın ilk günlerinde sütler ısıtılıp geniş kaplarda ayaza konur. Sabahleyin fırından kaymak için özel hazırlanmış yarı pişmiş yumuşak ince pideler alınır; ustalıkla pidenin bir yüzü kaplardaki süte değdirilerek kaymağın ekmeğin yüzüne  yapışması sağlanır. Bu kaymaklı ekmeğe şeker, bal ya da pekmez katarak yenir.

18 - Bu yöreye özgü, baharda kumlu arazide oluşan patates görünüşlü bazı yerlerde domalan, burada, keme dedikleri okkalı bir mantar vardır. Bunun, çok can çekici kebabı, tavası, sulu yemeği ve dolması yapılır. Kış için de kurutulur.

Antep Mutfağının saymakla bitmeyen özelliklerini, Gaziantep'li şair Seyfi Yurtsever'in elli mısralık ANTEP SOFRASI koşuğunun son mısraı ile bitirelim:

Yukarda saydıklarım buraya özge yemekler.
Cennet taamı görür; Antebe gelecekler.
Malzemesi âlâdır, yapanlar da hünerli.
Uğrarsa soframıza, obur olur melekler.
 
Seyfi YURTSEVER