- RUM KALE
(HROMGLA)
Bu tarihi yapının önceleri adı Hromgla
iken bozularak Rumkale denilmiştir. Stratejik konumundan dolayı Asur çağından beri
yerleşildiği, hatta burasının Asur Kralı III. Salmanassar tarafından
M.O. 855'de
zapt edildiği bildirilen "Şitamrat" olduğu, fakat esaslı olarak M.Ö. 9.
yüzyıl sonlarında Geç Hitit döneminde tahkim edildiği zannedilmektedir.
Fırat ve Merzimeri in kıyılarından itibaren yükselen
eteklerde bir dış sur ve kompleks odalardan oluşan bir geçidi ile içeri
girilmektedir. Sur bedeninin inşasında bazı kesimlerde kayalık yapının dik
uçurumlar gösteren topografyasından azami ölçüde yararlanılmıştır. Halen mevcut
taş yapılarda, en eski dönem olarak Geç Helenistik izler ile Roma dönemi mimarisi
algılanmaktadır. Ayaktaki mimari kalıntılar ise, Geç Roma ve Ortaçağ karakteri
taşımaktadır.
Bunların en ilginci, geniş ve
silindirik bir havalandırma kuyusu ile bu kuyunun kenarından helezonik bir yolla
aşağı giden ve Fırat sevivesinin altına kadar inerek su ihtiyacını karşılayan
sistemdir. 11. yüzyılda Urfa Haçlı Kontluğu döneminde Hromgla’nın önemli bir
merkez olduğu bilinmektedir. Hâvarilerden Yohannes'in, burada bir süre inzivaya
çekilerek İncil'in müsveddelerini kopya ettiği ve sakladığı, daha sonra bulunan
kopyaların Beyrut'a kaçırıldığı söylenmektedir.
Ortaçağ'da
Ermenilerin "Hromkla, Süryanilerin ise Kala-Rhomata ismiyle andıkları kale-kent,
XII. yy sonlarında Memlukların eline geçmiş ve Kal-at el Müslimin adı verilmiştir.
Merc-i Dabık savaşından sonra Osmanlılar'ın eline geçen Rumkale, Halep Eyaletinin
Birecik Sancağına bağlı bir kaza haline getirilmiştir.
Rumkale'de
halen Türk-İslam dönemine ait bazı yapılar ile harap vaziyette bir de Mescit
bulunmaktadır. İlk yapımından itibaren Fırat boyunun güvenliği için
kullanıldığına şüphe olmayan kalede sivil ögelerden çok askeri karakterler
hissedilmektedir.
Samsat ile
Rumkale arasındaki Fırat Vadisi, ilk kullanımının prehistorik dönemde olduğu
şüphe götürmeyen mağaralarla doludur. Zaman zaman bir koridor izlenimi veren dik
yamaçlarda halen de görülebilen mağaralar ise, Roma döneminde mezar odaları olarak
kayaya oyulmuş olan mekanlardır. Bunların birçoğu daha sonradan, özellikle de
Haçlı seferleri sırasında Fırat boylarının korunması için araları açılıp
geçitlerle yatay ve merdivenlerle dikey olarak birleştirilip savunma mekanları haline
getirilmiştir.
|