Tarım Sektöründe
12 Altın Ay

Mera Kanunu: Çiftçimizin 37 Yıllık Rüyası Gerçekleşti...

Bakanlığımızca günün şartlarına uygun olarak yeniden ele alınan ve Milyonlarca çiftçimizin yıllardır beklediği Mera Kanunu da dönemimizde gerçekleştirilen ve yürürlüğe giren reform niteliğinde bir başka adımı oluşturmaktadır.

Bilindiği gibi, Mera ve Yaylakların kullanımının düzenlenmesi ve bu alanların korunarak, çiftçilerimizin istifadesine sunulması yolunda ilk yasal düzenleme girişimi, 1960 yılında olmuş, 1965 yılında TBMM gündemine taşınan ve kanunlaşamayan tasarı üzerinde uzun yıllar bir girişim olmamıştı.

1980 yılında 7 kişilik bir Komisyon tarafından hazırlanan Mera Kanunu Tasarısı da kanunlaşamamış ve yarım kalmış bir adım olmuştur.

1984 yılında ise 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine dair Tarım Reformu Kanunu'nun 8'inci bölümü; Çayır, mera, yaylak, otlak ve kışlakların tahsisiyle ilgili hükümler içermekteydi.

1991 yılında sözkonusu tasarı Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nca yenilenerek, dönemin idaresi tarafından 23 Şubat 1992 tarihinde TBMM gündemine getirilmiştir. Fakat, hemen hemen bütün partilerin yasalaşmasına karşı çıkmadığı Mera Kanunu, yine de kabul edilerek, yürürlüğe girmemişti.

Günümüze kadar kadük kalan Mera Kanunu, Türk çiftçisinin 37 yıldır dört gözle beklediği ve bizlerden bir an önce kabul edilerek, yürürlüğe girmesini beklediği çok önemli bir kanun tasarısıdır.

Tasarı bir anlamda, tarım sektörünün önemli bir bölümünü yakından ilgilendiren ve üreticilerimizin önemli bir sıkıntısını ortadan kaldıran bir reform niteliğindedir.

Mera kanununun kabul edilmesi, çiftçimizin 37 yıllık rüyasının gerçekleşmesi anlamına da gelmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak, bu rüyanın gerçekleşmesine katkıda bulunan bütün arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.

Yıllardır kadük kalan Mera Kanunu'nu yeniden ele aldık. Tasarının değiştirilmesi gereken maddeleri üzerinde Bakanlık olarak gerekli düzeltmeleri yaptık.

28.11.1996 tarihinde toplanan Tarım Komisyonu'nda, tasarı üzerinde verilen Önergelerle tasarıya son şekli verilmiş, Tarım Komisyonu'nda kabul edilen Mera Kanunu tasarısı, TBMM gündemine taşınmıştır.

Bu arada; Bakanlık görevine gelişimin ilk ayında Başbakanlığa hitaben bir yazı yazarak, Mera Kanunu tasarısının öncelikle ele alınması talebimizi ilettim.

Başbakanımız sayın Mesut YILMAZ'ın da şifahi talimatlarıyla Mera Kanunu büyük bir süratle TBMM gündemine taşınmış ve 25.2.1998 tarihli oturumda kanunlaşarak, çiftçimizin 37 yıllık rüyası gerçekleştirilmiştir.

Sözkonusu kanun tasarısı hazırlanırken Üniversitelerimizin, ilgili Kamu kurum ve kuruluşlarının, çiftçilerimizin ve ilgili sivil toplum kuruluşlarının görüşleri alınmış, siyasi partilerimizin de görüşleri dikkate alınarak, bugüne kadar örneği az bulunabilecek bir uzlaşma ve geniş tabanlı desteği olan bu kanun tasarısı ortaya çıkmıştır.

Bakanlık olarak yürüttüğümüz Reorganizasyon çalışmaları çerçevesinde; çok önemli bir konu olan çayır ve meralarla ilgili Bakanlığımızdaki Şube Müdürlüğü düzeyindeki temsili yeterli görmeyerek, "Çayır, Mera ve Yem Bitkileri Dairesi Başkanlığı"nı kurduk. Bu yeni oluşum da konuya verdiğimiz önemin bir göstergesidir.

Mera kanunuyla ilgili düzenlemenin çıkmamış olması, bugüne kadar yapılan mevzuat çalışmalarında yetkilerin farklı farklı kurumlara verilmiş olması ve bunlar arasında istenilen koordinasyonun sağlanamaması yüzünden, ülke genelinde 44 Milyon Hektar olan mera alanlarının, 12.3 Milyon Hektara kadar düşmesine sebep olmuştur.

Bu şu demektir: Çiftçilerimizin ve üreticilerimizin üretkenliklerini sürdürmede ihtiyaç duyduğu kaynaklar gün geçtikçe yok olmaya veya azalmaya başlamış demektir.

Tarım sektörünü bir bütün olarak 2000'li yıllara uygun donanımlara kavuşturmak için gece gündüz çalışmalarımızı sürdürürken, bu konuyu ihmal etmemiz veya ertelememiz mümkün değildi. İşte bu nedenle Mera Kanunu'yla ilgili değişiklik çalışmalarımızı mümkün olan en kısa süre zarfında tamamlayarak, yasalaşması için atılması gereken bütün adımları attık ve kanunun bir an önce hayata geçirilmesi mutluluğunu yaşadık.

Mera Kanunu tasarısını hazırlarken üç temel ilkeyi dikkate aldık: Bunlardan birincisi; müstakil bir Mer'a Kanunu çıkararak, günün şartlarına uygun yasal düzenlemeleri yapmak. İkincisi; Mer'a ile ilgili çalışmaların, sadece Bakanlığımız yetkisinde toplanması; üçüncüsü ise, Merkeziyetçi yönetim anlayışından uzaklaşarak, kullanıcılara yetki ve sorumluluk verilmesidir.

Yüce Meclis'in onayından geçen Mer'a Kanunu Dört temel amacı da şudur:

1-) Mer'a, kışlak ve yaylakların tespiti, tahdidi ile tahsislerinin yapılması,

2-) Belirlenecek kurallara uygun kullanımın sağlanması,

3-) Mer'a alanlarının bakım ve ıslahlarının yapılarak, verimliliklerinin artırılması,

4-) Kullanımlarının denetlenmesi, bu alanların korunması ve gerektiğinde kullanım amacının değiştirilmesidir. ( Yani, yaylak ve kışlakların kullanım amacının değiştirilmesinde; Verimliliği kesin olarak belirlenen maden ve petrol aramaları, işletilmesi, turizm ve kamu yatırımları, imar planları, Milli Park ve Muhafaza Ormanı kurulması gibi sebeplerle, ihtiyaç duyulduğu anda;

İlgili Bakanlığın Bakanlığımıza talebi, Maliye Bakanlığı'nın ve ilgili ilin Valiliğinin uygun görüşü üzerine, Bakanlıkça tahsis amacı değiştirilebilir ve sözkonusu yerlerin Hazine adına tescili yapılır.)

Mer'a Kanunu'nun faydalarına gelince;

1-) Meralarla ilgili yasal boşluk ortadan kalkacaktır.
2-) Görev ve yetkiler tek elde toplanacaktır.
3-) Mer'a Komisyonu ve Teknik Ekipler kurulacaktır.
4-) Mer'alar için kiralama imkanı getirilecektir.
5-) Mer'aların otlatma kapasitesi belirlenecektir.
6-) Mera Yönetim Birlikleri oluşturulacaktır.
7-) Kullanıcılara, giderlerle ilgili yükümlülük getirilecektir.
8-) Mer'a Araştırma Birimleri kurulacaktır.
9-) Sivil Toplum Örgütleri ile işbirliği sağlanacaktır.
10-) Mer'a Fonu kurulması sağlanacaktır.

Belki de Mer'a Kanunu'yla getirilen en önemli yenilik, Mer'a alanlarının kullanım ve geliştirilmesinde, çiftçilere yetki ve sorumluluk getirilmesidir. Oluşturulması öngörülen FON sayesinde önemli bir gelir de sağlanacak, yıllardır ihmal edilen bu kaynaklar, kaynak yaratan bir yapıya kavuşturulmuş olacaktır.

Mer'a Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, kanunda öngörülen gerekli Yönetmelikleri çıkaracağız. Şu anda Yönetmelikler Bakanlığımca hazırlanmış olup, ilgili kuruluşlarla görüşmeler devam etmektedir.

Bu aşamadan sonra sistemin çalışma tarzı şöyle olacaktır:

Öncelikle illerde bir Vali Yardımcısı'nın Başkanlığı'nda, Kanunda belirtilen ilgili kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla "Mera Komisyonları" kurulacaktır.

Komisyonlara bağlı olarak ilçelerde çalışacak olan "Teknik Ekipler" kurularak, mera alanlarının kanunda öngörülen şekilde tespit ve hudutlandırılmasını yapacak, haritalarını hazırlayacak ve ihtiyaçlarını belirleyerek, tahsis için Komisyon'un onayına sunacaktır.

Tespit ve tahsisi yapılan mera alanları, tapuda özel sicile işlenerek kesinlik kazanacaktır. Diğer taraftan Bakanlıkça, meralarla ilgili yürütülecek çalışmalarda kaynak oluşturacak olan bir "Mera Fonu" kanunda öngörülen şekilde kurulacaktır.

Yine Bakanlıkça, Kanunda öngörülen çalışmaları yürütecek birimler kurulacaktır. "Çayır, Mera ve Yem Bitkileri Dairesi Başkanlığı" nı kurmamız, daha önce Şube Müdürlüğü düzeyinde olan yapıyı, Daire Başkanlığı olarak değiştirmemiz bunun bir başlangıcıdır.

Yapılan araştırmalara göre Mer'a alanlarından faydalanma, eski hukuki yapı içerisinde devam etseydi, elde olan üretime elverişli meralar, yurdumuzda bulunan hayvan varlığının ancak 1/3'ünü besleyebilecek durumdaydı.Bu açıdan da Mer'a Kanunu çok önemli bir düzenlemedir.

Aynı şekilde; kapasitenin üstünde otlatma sonucunda mevcut meraların tahribi devam edecektir. Bundan sadece hayvan üreticileri zarar görmeyecek, erozyon tehlikesi de hergün birazdaha artacak ve tarımsal arazilerin kaybı yanında, barajlarımızın dolması sonucu ekonomik ömürleri kısalmış olacaktır.

Bakanlığımızca köylerde yapılan Demonstrasyon çalışmaları sonucunda; mera, yaylak ve kışlakların korunması, bakılması, ıslahı ve otlatmanın teknik usullere uygun yapılması halinde, meraların yem verimlerinin, dolayısıyla hayvansal ürünlerin üretiminin birkaç kat artabileceği ortaya çıkmıştır.

Bakanlık olarak elimizdeki bu veriler ve tarımsal arazilerin yanlış kullanım veya erozyon gibi nedenlerle sürekli kayba uğraması karşısında, Mer'a Kanunu'nun vakit geçirilmeden çıkarılması gerekiyordu.

Çok şükür bu gerçekleşti ve bunu gerçekleştirmek de bize nasip oldu.

Gerek Tarım ve Köyişleri Komisyonu'ndaki arkadaşlarımız, değerli milletvekillerimiz tarafından; gerekse, ilgili kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle çiftçilerimizin heyecen ve coşkularıyla bu kanuna sahip çıkmaları, değerli fikirleri ve yapıcı eleştirileriyle katkıda bulunmaları, Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak, çiftçilerimiz ve üreticilerimiz adına beni son derece memnun etmiştir.

1960 yılından beri yasalaşması için konuşmamın başında belirttiğim dönemlerde başlatılan gayretlerin başarıya ulaşmaması, çiftçilerimizin 37 yıldır beklemelerine sebep olmuştur.

Sadece çiftçilerimiz beklememiş, her geçen gün artan bir şekilde tarımsal kaynaklarımızın erimesine karşı seyirci kaldık. Artık bu gidişe dur demenin zamanı gelmişti.

Çiftçimizin 37 yıllık rüyası sona ermeliydi. Bu rüyayı gerçeğe dönüştürmek de bize nasip olmuştur.

Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak, çiftçilerimiz ve ülkemiz tarım sektörü açısından çok önemli bir düzenleme olan Mer'a Kanunu'nun TBMM'de onaylanması, yıllardır süren bir ihmali de ortadan kaldırmıştır.

Mera Kanunu'nun uygulama esaslarını belirleyen Yönetmelikler de hazırlanmış olup, Başbakanlığa sunulmuştur.