TURİZMDE ALTIN DÖNEM

DIŞ TANITIMDA YENİDEN YAPILANMA

Kesintisiz  dış tanıtım dönemini başlattık

Türkiye’nin değerli bir turizm markası olmasına yönelik dış tanıtım stratejimiz, destinasyon bazında genişletilerek başarıyla devam etmektedir.

Bütün dünyada turizme yönelik seyahat erteleme ve seyahat tereddütlerinin olumsuz sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla, her cephede büyük bir atılıma yöneldik. Dış tanıtım kampanyasını öne çekerek, İstanbul’u ön planda tutacak şekilde, Kasım ayından itibaren başlattık.

Böylece, dış tanıtım kampanyasının devamını sağlayarak turizm sektörünün olumsuz etkilenmemesine ve Türkiye’nin farkının ortaya konulmasına gayret ettik.

 

DIŞ TANITIM FAALİYETLERİ

2002 yılında; coğrafi ve kültürel yakınlık, seyahat alışkanlıklarındaki benzerlik gibi temel göstergeler dikkate alınarak belirlenen ülkelere ağırlık verilerek gerçekleştirilecek reklam kampanyaları için 50 milyon dolarlık bir reklam bütçesi tahsis etmiş durumdayız.

Reklam faaliyetlerimiz, 55’i aşkın ülkede yeni bir reklam stratejisi ile sürmektedir.

Çok önemli bir çalışma daha başlattık: 1992 yılından beri Türkiye’nin dış tanıtımından kullanılmak üzere tanıtım filmi yapılmamıştı.

Bakanlık olarak 1992 yılından beri yapılamayan yeni bir tanıtım filmi yaptırdık. Böylece daha gerçekçi bir dış tanıtım atağını başlattık. 1992 yılından kalan filmle devam edilen dış tanıtımı, artık 2002’de güncelleşmiş filmlerle yapacağız.

 

DIŞ TANITIMDA BAŞARIMIZ KANITLANDI

Dış tanıtımda kullandığımız objeler ve tanıtım materyalleri büyük beğeni toplamıştır. Almanya, Avusturya ve İsrail’de, Türkiye’nin dış tanıtımında kullanılmak üzere belirlediğimiz materyaller, dünyanın en bilinen marka ve ürünlerinin tanıtım ve reklamları arasında, birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerini almıştır.

 

11 EYLÜL TERÖR OLAYLARININ ETKİSİYLE OLUŞAN RİSKLİ ÜLKE İMAJINI YIKTIK

Türkiye’nin laik, demokrat ve bölgesinde çağdaş dünyanın yüzünü temsil eden bir huzur adası olduğu tezini her fırsatta ve her platformda ifade etmenin mücadelesini verdik.

Bu gayretlerimizin olumlu yansımalarını da almaya başladık. Özellikle ABD ve Japon Hükümetleri’nin aldığı kararlar, bu yöndeki girişimlerimizin başarıya ulaşmasının somut göstergeleridir.

 

KRİZ YÖNETİMİ UYGULAMASINI BAŞLATTIK

Turizm, dünyadaki ekonomik, sosyal, siyasal her türlü gelişmeden olumlu veya olumsuz etkilenen bir sektör özelliğindedir.

Yakın zamanda bunun en somut yansıması, 11 Eylül 2001 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik terör saldırıları olmuştur.

Bu sebeple; 2001 yılı Türkiye’de bütün sektörler gibi turizm sektörü açısından da zor bir yıl olmuştur.

Ancak, Bakanlık ve sektör olarak süratle uygulamaya koyduğumuz önlemlerle, kriz ortamında ülkemiz turizm sektörü için yeni fırsatlar doğması ve yeni kapıların aralanması sağlanmıştır.

Uygulamaya başladığımız kriz yönetimiyle, yaşanan olumsuzluklara anında müdahale edilmiş ve sektörün üzerinde dolaşan kara bulutların dağıtılmasında son derece başarılı bir çalışma sergilenmiştir.

Bütün Kamu kurumlarında olduğu gibi, Bakanlığımızda da beklenmeyen gelişmelere karşı kriz yönetimi uygulaması yapılmaktadır.

Ancak, biz daha fazlasını yaparak, Bakanlık üst düzey yöneticilerinden oluşan; karar verme-inisiyatif kullanma durumunda olan bürokrat arkadaşlarımla birlikte, 24 saat kesintisiz çalışan kriz yönetimini oluşturduk.

2002 yılından itibaren, turizm sektörünün özelliği nedeniyle kesintisiz kriz yönetim biçimini kurumsallaştırma için çalışmalarımızı başlattık.

Kriz Yönetimi El Kitabı hazırlayarak, beklenmeyen ani gelişmelerde, her düzeydeki personelin yapması gereken çalışmaları, takvim ve zaman dilimi oluşturarak bugünden belirlemeyi sağlayacak bir sistem kurduk.

Böylece her kademedeki Bakanlık personeli, her olaya hazırlıklı ve anında müdahale edebilecek, anında çözümler üretebilecek ve ilgili yerlerle irtibata geçebileceği bir birikime ve donanıma kavuşturulmuş olacaktır.

2002 yılı hedeflerimiz arasında, turizm sektörünün geleceği açısından planladığımız hedefler içerisinde, bu yapılanmanın ve çalışmalarımızın son derece önemli ve hayati bir yeri olduğunu, altını çizerek vurgulamak istiyorum.

 

LOBİ FAALİYETLERİNE ÖNEM VERDİK

Turizm Bakanı olarak, 2001 yılında turizm sektörünün iç ve dış faktörlerden dolayı olumsuz etkilenmemesi için, içte ve dışta etkili bir lobi faaliyeti yürüttük.

Özellikle Almanya, İngiltere ve Rusya gibi önde gelen pazarlardan, 2002 yılında ülkemize daha yoğun bir turizm trafiğinin gerçekleşmesi için gerekli girişimleri yaptık.

Yaptığımız çalışmalarla, sadece turizm sektörü temsilcileri, turizm yatırımcıları ve turizm profesyonelleri ile değil, dış kamuoyunun oluşmasında etkin rol oynayan yöneticiler, devlet adamları ve turizm ihtisas basını temsilcileriyle de aksaksız bir iletişim sistemi kurarak, dış dünyada Türkiye gerçeklerini anlattık.