TURİZMDE ALTIN DÖNEM

NEDEN TURİZM ?

Turizm;dünyada en hızlı gelişen sektördür. En büyük gelir kaynağı konumuna yükselmiştir.

Türkiye'nin dünya pazarlarındaki en rekabetçi ürünüdür.

Katma değeri en yüksek sektördür.Türkiye için gelişme potansiyeli en yüksek sektördür. Bütün sektörlere doğrudan girdi sağlamaktadır.

Geleceğe yönelik olarak, istihdam imkanının en fazla olduğu sektördür. Toplumsal refahı en kısa sürede yükseltecek sektördür.

Toplumsal hoşgörü ve sosyal barışı canlı tutan sektördür.

Dünya Turizm Örgütü'nün geleceğe yönelik projeksiyonlarına göre, önümüzdeki 40 yıl içerisinde de en hızlı ve düzenli büyüyecek sektör olarak turizm sektörü gösterilmektedir.

1980 yılında dünya genelinde turist sayısı 285 milyon, toplam gelir 92 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

1990 yılında, toplam turist sayısı 455 milyon, toplam gelir ise 255 milyar dolara yükselmiştir.

2000 yılı için 500 milyar dolar olarak hesaplanan dünya turizm pastasının ekonomik değeri ise, 477 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Dünya Turizm Örgütü'nce 2010 yılı itibariyle dünya turizm ekonomisinin hacminin 1 trilyon dolar; 2020 yılında ise 2 trilyon dolar olacağı hesaplanmaktadır.

Özetle, 2020 yılı projeksiyonunda dünyadaki turizm pastasının ekonomik ifadesi 2 trilyon dolar olacak ve bu boyutuyla turizm sektörü, dünyanın en önemli ve lider sektörü konumuna yükselecektir.

Türkiye olarak bu muazzam turizm pastasından tesadüfen hissemize düşen küçük parçalarla yetinemeyiz.

Geleceğin sektörü turizm sektöründen küçük cep harçlığı almayı başarı olarak kabul edemeyiz.

Hedeflerimizi büyütmek, potansiyellerimizi harekete geçirmek ve geleceğin lider sektörü turizm sektöründe lider ülkeler kategorisinde yer almak amacıyla bugünden geleceği planlamalı ve gerekli altyapıyı mutlaka kurmalıyız.

Özellikle istihdam yaratma ve avantajsız kesimler olarak adlandırılan gençlerin ve kadınların istihdam edilmesinde oynadığı etkin rolden dolayı, turizm sektörü gelecekteki en önemli zenginleşme kaynağı olmasının yanı sıra, en önemli istihdam kaynağı haline de gelecektir.

Özellikle ülkemiz nüfusunun yarıdan biraz fazlasının kadınlardan oluştuğu ve genç bir nüfusa sahip olduğumuz gerçeği göz önüne alınacak olursa, turizm sektörünün gelişmesinin, ülkemiz ölçeğinde işsizliğin ortadan kaldırılmasına yönelik mücadeleye de en büyük katkıyı sağlayacağı açıktır.

Dünya Turizm Örgütü’ne göre turizm sektörü,

gerçek anlamda bir halk sanayisi

 

olarak değerlendirilmektedir. Hitap ettiği kitle dolayısıyla halkın genelini kapsayan turizm sektörü, herkese ve her kesime eğitimi, birikimi ve konumuna göre ve özellikle kadınlar ve gençlere, istihdam ve girişimci olma fırsatını veren gerçek bir halk sanayii durumundadır.

Gelirin tabana yayılması, dengeli kalkınmanın sağlanması ve her kesimin pay almasına imkan sağlaması nedeniyle turizm sektörü, bölgesel bazdaki ekonomik ve sosyal uçurumları da ortadan kaldıran en önemli sektör konumundadır.

Turizm sektörü bir yandan ekonomik kalkınmaya en büyük katkıyı sağlayan sektörlerin başında gelirken, çağımızın en önemli sorunlarından birisi haline gelen çevre sorunlarının ortadan kaldırılmasında da önemli bir alan olarak ön plana çıkmaktadır.

Çünkü turizm, döviz ve istihdam yaratan özelliği ile ekonomik, insanların dinlenme ihtiyacını karşılayan ve farklı kültürleri bir araya getiren özelliği ile sosyo-kültürel, yarattığı kaynak kullanımı talepleri ile de çevreyi etkileyen bir faaliyettir.

Turizm sektörünün sürdürülebilir bir gelişme içerisinde büyümesini sağlayarak, doğal ve kültürel kaynakları korumak, artırmak ve geliştirmek de mümkün olabilecektir.

Bakanlık olarak bu yönde kalıcı, sürdürülebilir ve uygulanabilirliği olan bir vizyon, bir gelecek perspektifi çizmenin gayreti içerisindeyiz.

Bir gelecek vizyonu ve gelecek yönetimi oluşturmadan, Türkiye’ye yönelik turist profilini tespit etmekte yarar vardır.

Böylece hem turizmdeki en önemli potansiyel alanların tespiti ve bu alanlara yönelik olarak daha etkin politikalar devreye konulması mümkün olabileceği gibi, turizm açısından potansiyel teşkil etmesine rağmen, ülkemizi tercih noktasında alt sıralarda kalan ülkelerin vatandaşlarına yönelik olarak hangi argümanların kullanılabileceğine karar vermemiz kolaylaşacaktır.

Bunun için turizm sektöründe kalıcı, sürdürülebilir, gelecek perspektifi olan ve toplumsal katılımcılığı sağlayacak etkin bir turizm politikası oluşturmak amacıyla çalışmaya başlamak gerekmektedir.

Turizm Bakanı olarak temel hedefim bunun gereklerini yapmak ve geleceğe yönelik olarak aksamadan işleyecek sağlam bir altyapının temellerini atmaktır.