TURİZMDE ALTIN DÖNEM

PROBLEMLERİ BİRER BİRER ÇÖZÜYORUZ

Bunun yanı sıra hedef olarak belirlediğimiz ve en kısa sürede gerçekleştirmek için mücadele verdiğimiz,  turizm sektörünü ileriye taşıyacak bir dizi önerilerimizin bu dönemde hayata geçirilmesi planlanmaktadır. Bu kapsamda;

UZUN VADELİ FİNANSMAN KREDİSİ

Belirlediğimiz hedeflere ulaşabilmemiz için uzun vadeli finansman kredisi verilmesi yoluna gidilmelidir. Yapılacak bütün bu yatırım ve yenileme çalışmaları için uzun vadeli finansman kredisi gerekmektedir. Bu çerçevede girişimcilere uygun şartlarda finansman desteği sağlanmasını da önemli bir husus olarak görüyorum.

Girişimlerimize alınan sonuçlar, kruvaziyer turizm ve yat turizminde son derece  olumlu yansımaları beraberinde getirmiştir.

KOBİ KREDİSİ

Konaklama tesisleri, 18 Ocak 2001 tarihli Kobi Kararnamesi’nde sınırlı da olsa kredi kapsamına alınmıştır.  Ancak, sektörün bir bütün olarak bu kapsama dahil edilmesi ve teşvik  imkanlarından yararlandırılmaları gerekmektedir.

Turizmin tüm ülkeye yayılması için, sektöre yönelik Kobi Kredisi’nin tahsis edilmesinin son derece yararlı  bir adım olacağını düşünüyoruz.

TURİZMCİLER İHRACATÇI SAYILMALIDIR

Kısa ve orta vadeli tedbirler paketinde önemli bir hususun daha gerçekleşmesini şart olarak görüyoruz.

Bu da turizmcilerin, ülkemize önemli ölçüde döviz girdisi sağlayan turizm sektöründe faaliyet gösterenlerin,  ihracatçı ve yıllık olarak gösterdikleri performans ölçüsünde, ihracatçılara  sağlanan teşviklerden yararlandırılmaları hususudur.

Konu Bakanlar Kurulu’nda prensip olarak benimsenmiş; nihai karar için Yüksek Planlama Kurulu’nda değerlendirilmesi kararlaştırılmıştır.

KAYNAK KULLANIM DESTEKLEME PRİMİ

1992 yılında kaldırılan, ancak rakip ülkelerde uygulanmaya devam edilen Kaynak Kullanım Destekleme Primi uygulamasının  tekrar başlatılmasını da Bakanlar Kurulu’nda talep ettik.

Türkiye olarak 1983-1991 yılları arasında turizm sektöründe 1. Atılım Dönemi’ni gerçekleştirmemizin temelinde yatan etkenlerden birisi de turizm yatırımlarını teşvik edilmesidir. Özellikle, Kaynak Kullanımı Destekleme Primi uygulaması sayesinde, turizm sektörü büyük bir atılımı gerçekleştirebilmiştir.

Turizm sektörünün tekrar bir atılıma girmesi, turizm sektöründe 2.Atılım Dönemi’nin başlayabilmesi için, Kaynak Kullanımı Destekleme Sistemi benzeri bir teşvik uygulamasının başlatılması gereklidir.

Turizm sektörü, bu desteği fazlasıyla hak etmektedir. Çünkü turizm sektörü, kendisine aktarılan kaynakları, çok kısa sürede kat kat fazlasıyla geri döndüren dinamik bir yapı arz etmektedir. Örneğin;

1987-1992 yılları arası için yapılan bir araştırma, turizm sektörüne aktarılan  her 1 doların, 25 dolar olarak, yani 25 katı olarak geri döndüğünü ortaya çıkarmıştır.

Bu nedenle, turizm sektörünün desteklenmesi, kaynak israfı veya geri dönüşü olmayan harcamalar olarak değerlendirilmemelidir.

Sektörün, imkanların zorlanarak desteklenmesi, hem yeni istihdam alanlarının yaratılması ve yeni kaynaklar yaratılması bakımından önemlidir hem de en rekabetçi ürünümüz olan turizm sektöründeki rekabet edilebilirliğin artırılması için şarttır.

KDV ORANLARININ DÜŞÜRÜLMESİ

Bakanlar Kurulu’na ilettiğimiz önemli bir talebimiz de turizm sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesine yönelikti. Özellikle turizm sektörü açısından rekabet etme durumunda olduğumuz ülkeler dikkate alındığında, en yüksek KDV oranları ülkemizde uygulanmaktadır.

Örneğin; Fransa’da %5,5, İtalya’da %10, Portekiz’de %5 ve  Yunanistan’da %8’olan KDV oranları, Türkiye’de turizm sektöründe  yüzde 18’dir.

Turizm Bakanlığı olarak bu KDV oranlarının mutlak ve mutlak düşürülmesi gerektiğini ifade ediyoruz.

Bakanlık görevine başlar başlamaz, turizm sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesi gerektiğini ifade ettik.

Çünkü mevcut uygulama, sadece turizm sektörünün rekabet edebilirliğini kısıtlamamakta, faaliyetlerin kayıt dışına kaymasına ve dolayısıyla devletin daha fazla gelir kaybına uğramasına da neden olmaktadır.

Bu nedenle turizm sektöründeki KDV oranlarının düşürülmesinden dolayı vergi geliri kaybından ziyade, daha fazla vergi geliri elde edilmesi mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

Uygulanmakta olan ekonomik program ve yürürlükteki bütçe uygulamaları nedeniyle 2002 yılı için bir düzenleme yapılması zor görünmekteyse de 2003 yılında bu yönde mutlaka bir düzenlemeye gidilmelidir.

En önemli kaynak yaratma alanlarımızdan olan turizm sektöründeki atılımın devam ettirilmesi ve daha büyük katkı sağlayabilmesi için, turizm sektörünün rekabet edebilirliğinin korunması ve artırılması gereklidir.

Özellikle rakip ülkelerdeki KDV oranlarının iki katı dolayında olan uygulamanın devam etmesi, turizm sektöründeki rekabet edebilirliği zayıflatmaktadır.

YABANCILARIN MÜLK EDİNEBİLMESİ

Turizmdeki gelişmenin devam ettirilmesi için, yabancıların mülk edinmelerinin kolaylaştırılması da gerekmektedir.

Bugün İspanya yabancıların orada mülk edinmesiyle turizmini belirli bir noktadan yüksek noktalara taşıyabilmiştir. Biz yeni bir şey ifade etmiyoruz. Önümüzdeki örneklerden faydalanarak Türkiye turizminin daha ileriye nasıl götürüleceği konusundaki önerilerimizi sunuyoruz.

Dışişleri Bakanlığımız da bu konuda bir çalışma yapıyor.

Mütekabiliyetin dışında hangi şartlarda hangi ülke insanlarına Türkiye’de mülk edinmeleri yolunda izin verilecektir, bu konuyu geniş bir perspektiften bakarak ele almaya çalışıyoruz. 

50 DOLARLIK YURTDIŞI ÇIKIŞ HARCI’NIN KALDIRILMASI

Diğer taraftan, vatandaşlarımızın yurtdışına çıkışlarını etkileyecek her uygulama, yurtdışından ülkemize gelebilecek turistleri de olumsuz yönde etkilemektedir.

Bu nedenle, yurtdışına çıkışlarda 50 dolar tahsil edilmesi uygulamasının sona erdirilmesi gerektiği yolundaki önerimizi de Bakanlar Kurulu’na ilettik.