TURİZMDE ALTIN DÖNEM

TURİZMİN ÇEŞİTLENDİRİLMESİ

Dört mevsim turizm yapılabilmesi için, turizm yatırımlarının yurt geneline yayılması ve çeşitlendirilmesi şarttır.

Turizmin, sadece belli bölgelerle sınırlı bir etkinlik olmaktan çıkarılması ve sektörün gelişiminin engellenmemesi gerekmektedir.

Bu bağlamda tüm bölgelerimizin turizm potansiyellerine işlerlik kazandırmayı hedefliyoruz.

Deniz-kum-güneş üçlemesinin getirdiği kıyı turizmine yönelik planlamaların yanı sıra, farklı turizm türlerine ve yeni tüketici tercihlerine dayalı bir planlama anlayışı doğrultusunda çalışmaktayız.

Çünkü yurtdışı gezilerimden edindiğim izlenimlerime göre, Türk Turizmi’nden yeni ürünler talep edilmektedir. Bizim de bu taleplere karşılık vermemiz gerekmektedir.

Bu işletmeciliğin en önemli unsurlarından biridir. Talebi karşıladığınız müddetçe parayı da kazanırsınız. Biz bunu turizm perspektifi içinde ele alarak gerçekleştirmeye çalışacağız.

Turizmin çeşitlendirilerek, tüm yıla  ve ülke geneline yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarımızı 2002 yılında hızlandırarak devam ettireceğiz.

Buna bağlı olarak inanç turizmi, İpek Yolu, antik kentler ve tarihi çekim merkezleri, yayla, termal, kış, yat, golf, akarsu, dağ-doğa yürüyüşü, mağara, kongre, sualtı dalış, sportif olta balıkçılığı ve diğer turizm çeşitlerinin geliştirilmesi için çalışmalar devam etmektedir.

 

SUALTI SPORU  POTANSİYELLERİMİZİ  HAREKETE GEÇİRİYORUZ.

Ülkemizin gerek coğrafi yapısı, gerekse arkeolojik değerleri, sualtı sporları için önemli potansiyeller içermektedir.

Bakanlığımızca; bu potansiyelin değerlendirilmesi ve özellikle sualtı sporlarının gelişimine imkan sağlayacak düzenlemeler de yapılmaktadır.

Bu kapsamda; su altında korunması gereken kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili olarak, sualtı dalışlarına yönelik olarak daha önce ilan edilen yasak alanlar, 24.09.2001 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Karar ile serbest bırakılmıştır.

Sualtı sporlarının geliştirilmesi ve bu alandaki önemli turizm talebinin karşılanması amacıyla bir dizi düzenlemeye ve teşvik kararına ihtiyaç vardır.

Sportif faaliyetlere yönelik olarak faaliyet gösteren işletmelerin, finansman açısından desteklenmesi ilk adım olarak düşünülecek çarelerden birisidir.

Ayrıca, bu işletmelerin KOBİ kapsamına alınması, düşük faizli ve uzun vadeli kredi sağlanması ile KDV oranlarının düşürülmesi halinde, su sporları konusundaki turizm trafiğinin ülkemize yönlendirilmesi de sağlanmış olacaktır.

Yeni dönemde bu yönde girişimde bulunmak ve gerekli ikna çabalarını yoğunlaştırmak amacındayız.

 

TERMAL TURİZMİ

Ülkemizin  ender ülkelere nasip olan bir de termal turizm potansiyeli vardır.

Bu alanda artan bilinç ve yatırımcının ilgisini destekleyerek, ülkemizde termal turizmi geliştirmenin mücadelesi içerisinde olacağız.

Termal turizm konusundaki çalışmalarımızın, özellikle Avrupa’da üçüncü kuşak diye nitelenen, emekli ve maddi problemi olmayan turist profilinin ülkemize yönlendirilmesi bakımından son derece önemli olduğunu düşünmekteyiz.

Ülkemiz, termal turizm potansiyelleri açısından, dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Özellikle, pek çok hastalığa iyi gelen, dünyada istisna kaynakların sahibi olan Türkiye, yurdun dört bir yanına yayılan potansiyellerini harekete geçirdiği taktirde, hem turizmi yurt geneline yayma ve çeşitlendirmek doğrultusunda çok önemli bir adım atmış olacak hem de çok önemli bir gelir grubuna turizm yapma imkanı sağlamış olacaktır.

Bu doğrultuda yeni yatırımların yapılması ve yatırım yapılan bölgelerin tanıtımının sağlanmasını hedefleyecek şekilde çalışmalarımızı hızlandırdık.</p>

 

KIŞ VE DAĞ TURİZMİ

4 mevsim 12 ay turizm yapabilen, turizm talebine cevap verebilen bir Türkiye için, Kış ve Dağ Sporları alanındaki planlama ve yönlendirme çalışmalarına da özel bir önem vermek amacındayız.

Sadece kış aylarında yoğunlaşan turizm trafiğini, yayla ve dağ turizmi etkinlikleriyle 4 mevsime yaygınlaştırmak için, söz konusu bölgelerimizdeki donanım eksikliklerini giderme yönünde gerekli çalışmaları başlattık. Özellikle söz konusu bölgelerdeki imar ve planlama çalışmaları nedeniyle yaşanan sorunları ve tıkanıklıkları aşmak için ilgili kurumlar nezdinde gerekli girişimlerde bulunduk.

 

İNANÇ TURİZMİ

Türkiye, semavi dinlere ait bütün önemli eserleri ve tarihi değerleri bir arada barındıran istisna bir ülkedir.

Bu potansiyeli turizme kazandırmak ve inanç turizmini geliştirmek için bu yerlerin çevre düzenleme  çalışmaları sürdürülmektedir. Özellikle, günübirlik ziyaretlerde temel ihtiyaçların sağlanacağı, yeme-içme ihtiyaçlarının giderileceği, gerekli hallerde dinlenileceği mekanların yapılması, buralara yönelik turizm trafiğini cazip ve sürekli hale getirecektir.

İnanç turizmi merkezlerinde ve İpek Yolu üzerinde gerekli görülen noktalarda konaklama ve günü birlik tesislerin yapımını teşvik edeceğiz. Bu arada, inanç turizmindeki tur güzergahlarını da belirledik.

Alternatifli olarak belirlenen tur güzergahları, Edirne’den başlayarak; Bursa, İstanbul, İzmir, Denizli, Isparta, Konya, Niğde, Nevşehir, Karaman, Antalya, Adana, Hatay, Gaziantep, Ş.Urfa, Adıyaman ve Mardin illerini kapsamaktadır.

İnanç turizmi açısından önemli bir potansiyele sahip olan bu illerimiz ağırlıklı olmak üzere, belirlediğimiz ve alternatif tur programlarına bölümler halinde dahil edilecek illerimizle birlikte,

Türkiye’nin baştan başa  inanç turizmi potansiyellerini  harekete geçirmek ve  yüksek gelir grubuna dahil  turist profilinin tercih ettiği bu alanda da imkanlarımızı kullanmak amacındayız.

 

KONGRE TURİZMİ

Kongre turizmi, dünya turizminin % 30’una yakın bölümünü oluşturmaktadır.  Bu önemli pazardan Türkiye’nin  daha büyük bir pay almasını  sağlamak için 2002 yılında çalışmalarımızı yoğunlaştırmayı planlıyoruz.

Bu kapsamda, özellikle Antalya, İstanbul, Aydın ve İzmir’de kongre turizminin geliştirilmesine yönelik planlama çalışmalarını başlattık. Aynı zamanda Kapadokya’yı da bu planlama çalışmasının içerisine aldık.

Bu bölgelerde Kongre Turizminin geliştirilmesine yönelik tesisleşme ve tanıtım çalışmalarını koordine ederek, belli mevsimlerle sınırlı kalan turizm trafiğindeki yoğunluğu 4 mevsim-12 aya yaymayı amaçlıyoruz.

 

KRUVAZİYER TURİZM / YAT TURİZMİ

Yıllardır, ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olduğu söylenmesine rağmen, bu avantajın kullanılması ve ekonomiye yeni kaynak alanı olarak sunulmaması noktasında kayda değer bir faaliyetimizin olmadığı açıktır.

Bu nedenle, öncü sektör olduğuna inandığımız turizm sektörünün, bu alanda da öncülük görevini yerine getirecek çalışmaları başlatmak amacında olduğumuzu belirtmek isterim.

Bu çerçevede,

1 - Türkiye Denizcilik İşletmeleriyle ilgili liman masrafları çok yüksektir. Gelen turistlerden 10 dolar ayakbastı parası alınıyor. Rekabet halinde bulunduğumuz ülkelerde fiyatların hepsi, bizdeki uygulamalardan düşüktür. Rakip ülkelerle aynı seviyeye gelebilmemiz için bu fiyatların indirilmesi gereklidir. Bakanlık olarak bu yönde gerekli girişimlerde bulunduk.

2-Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma Genel Müdürlüğü tarafından alınan FENER RÜSUMU ve Boğazlar geçiş ücretleri konusunda yeni bir düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır.

3-Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü tarafından alınan ücretlere 2002 yılında % 100 zam yapılmıştır.

Bu konuda da ilgililere müracaat ederek bu her üç konunun da makul düzeylere çekilmesi için gayret göstereceğiz.

Sonuçta;  özellikle kruvaziyer turizmin geliştirilmesi,  üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin  bu alandaki avantajlarını en üst düzeyde kullanabilmesi için verilmeyen hizmetlerden ücret alınmaması; sağlık-liman ve fener ücretlerinin indirilmesi gerekmektedir.

Bu yönde 2002 yılında gerekli çalışmaları yapacağımızı ve gerekli girişimlerde bulunacağımızı belirtmek istiyorum.

Yat turizmine de her geçen gün ilgi artmakta olup, Bakanlığımız yat limanları bağlama kapasitesinin 2003 yılında 24.000’e çıkarılmasını hedeflemektedir.

Bu amaçla ihale edilen “Yat Limanları Master Planı” tamamlanmıştır. Bu çalışma sonucunda kamu ve özel sektör yatırımları yönlendirilmektedir.

Yatçılığı ve deniz turizmini özendirmek, ihtiyaç olan yatırım alanlarındaki bürokrasiyi azaltmak ve bu yöndeki turizm hareketliliğini Türkiye’ye yöneltmek için yeni düzenlemeler yapılacaktır.

Böylece yüksek gelir grubuna bağlı turistlerin de ülkemize yönelmesi sağlanarak, artan turist sayısıyla paralel, daha fazla artan bir döviz geliri elde etmeyi hedeflemiş bulunuyoruz.

Bu hedefi yakalayabilmek için öncelikle, yat limanları yatırımlarına yönelik engelleyici hükümlerin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Bugün itibariyle pek çok yat limanı inşaatı veya projesi; Çevre Bakanlığı’nın olumsuz görüş vermesi, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın İmar Planlarını onaylamaması veya Sit Alanı ilanları nedeniyle sürdürülememektedir.

Yat Limanlarına yönelik önemli bir talep ve potansiyel sözkonusu olmasına rağmen, sadece ifade ettiğim nedenlerden dolayı Türkiye olarak, yüksek gelir grubuna mensup turistlerin bu talebine uygun yatırımları yapmakta gecikmekteyiz.

Bakanlık olarak bu yıl içerisinde, bu alandaki engelleri ortadan kaldırmak ve bürokrasiyi azaltmak doğrultusunda gerekli çalışmaları yapacağımızı belirtmek isterim.

Adeta yatırım yapanı veya yapmaya niyetleneni pişman eden anlamsız engeller yüzünden, Türkiye bu önemli potansiyeli yeteri kadar harekete geçirememektedir. Bunu mutlaka aşmanın gayreti içerisinde olacağız.

Türkiye, turizm açısından ucuz ve sıradan insanların geldiği bir ülke olarak değil, herkesin gelmek için sabırsızlanacağı, seçkin ve yüksek gelir grubuna ait turistler için de birinci sırada tercih edilecek bir ülke olmalıdır.

Özellikle turizm konusundaki duyarlılıkları ve ilgileri nedeniyle taleplerimizi olumlu cevaplandıran bütün ilgililere bu vesileyle teşekkür etmek isterim.

Bu çerçevede, Kruvaziyer Turizm ve Yat Turizmi alanındaki problemleri de birer birer  çözmeye başladık.

Girişimlerimiz sonucu, liman ücretleri için %45 ile %80 arasında değişen, ayakbastı ücretlerinde ise %10 ile %50 arasında değişen indirimler yapılmıştır.

Diğer taraftan, uzun zamandır şikayet konusu olan Gümrük Genel tebliği hükümlerinde de girişimlerimiz sonucu değişiklik yapılmıştır.

06.11.2001 tarih, 24575 Sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 9 Seri No’lu Gümrük Genel Tebliği Hükümleri’ne göre;

yabancı yatçıların Türkiye’ye giriş ve çıkışlarında, yat sahipleri veya kaptanlarının pasaportları üzerindeki, “Dikkat yatı vardır” biçimindeki anlamsız işlemin kaldırılması kararlaştırılmıştır.

Türk kaptanların, yabancı bayraklı yatlarda çalışmalarına ilişkin sınırlamalar kaldırılmış, Türk kaptanların yabancı bayraklı yatlarda çalışmaları serbest bırakılmıştır.