DÜNYA GAZETESİ

MAYIS 2001

ANAP Gaziantep Milletvekili Mustafa TAŞAR:
"TL Değeri ve Sıfırların Sorunları"

Uzun süredir ülkemiz ekonomisinin problemlerini aşmak doğrultusunda çözümler araştırılırken, sık sık bir çare veya çıkış yolu olarak paramızdan sıfır atılması gündeme getirilmektedir.

Gerek dünyadaki örnekleri ve gerekse ülkemiz ekonomisini köklü yapısal ve mali problemleri dikkate alındığında, TL'nin değerinin artışını veya düşüşünü tartışabiliriz; ama paramızdan sıfır atmayı, bugünkü konjonktürde öncelikle ele almamız doğru değildir.

Ülkemiz ekonomisi, üç haneli rakamlara ulaşan uzun süreli bir enflasyon baskısı altındadır. Bu süre zarfında, TL sürekli değer kaybetmiş, iç kredi stoku genişlemiş ve bütçe açıkları kontrol edilemez bir düzeye çıkmıştır.

Ülkemizde para arzının genişlemesinin temel nedeni, kamu harcamalarında meydana gele aşırı artışlar ile KİT'lere ve bankalara olan kaynak transferleridir. Bu kesimlerde dengenin iyice bozulması, devleti vergi yoluyla elde edilen gelirlerin toplamının, iç borç faiz ödemlerini dahi karşılayamayacak noktaya getirmiştir.

Enflasyonun kronik hale geldiği ülkemizde, sık sık gündeme gelen konuların başında paramızdan sıfır atılması meselesidir. Zaman zaman gündeme gelen bu yöndeki tartışmalar bir türlü sonuçlandırılmamıştır.

Önde gelen iktisatçılarımızın görüşlerine göre, kalkınma sürecindeki ülkelerde, kontrol edilebilir bir enflasyonun olması normal karşılanmaktadır. Bu nedenle, Türkiye gibi kalkınma gayreti içerisinde olan bir ülkede, makul düzeyde bir enflasyonla yaşanması normal kabul edilmelidir.

Enflasyonun tamamen ortadan kaldırılması veya tek haneli rakamlara indirilmesi, ekonomik dengelerin tam anlamıyla kurulması ve ekonomik yapının güçlenmesiyle mümkün olabilecek bir durumdur.

Ciddi ekonomik sıkıntıda olan ve radikal önlemleri alamayan ülkelerin, sadece görüntü olarak enflasyonu aşağıya çekmesi, genelde ters teper ve daha büyük krizlerin doğmasına neden olur. Bana göre son yaşanan ekonomik krizin temelinde de bu yatmaktadır.

Ekonomik çöküntü içerisinde olan bir ülkede köklü yapısal ve radikal önlemler alınmadığı taktirde, arkasından hiper enflasyonun gelmesi, sıkça yaşanan bir durumdur.

Enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi ve ekonomide dengelerin kurulmasıyla sağlanacak güven ve istikrar ortamında ancak paradan sıfır atılması gündeme getirilmelidir. Bana göre Türkiye, henüz böyle bir ortama ulaşma uğraşı içerisinde olduğu için, parasından sıfır atma konusu çok erken gündeme getirilmektedir.

Genel olarak yılda %5'in üzerindeki fiyat artışları, enflasyonist sürece girildiğinin ilk işaretlerini vermektedir. Böyle durumlarda, anti-enflasyonist politikalar, ilk aşamada yumuşak bir şekilde, aksamadan uygulanacak bir paket halinde yürürlüğe konulmalıdır. Bu çerçevedeki başlıca önlemler;

  1. Başlıca para ve kredi hacmi daraltılmalıdır

  2. Reeskont oranları yükseltilmelidir

  3. Bütçe denkleştirilmelidir

  4. Tüketim mallarında taksitli satışlar sınırlandırılmalıdır

  5. Tüketici kredileri ya tamamen kaldırılmalı veya faizleri yüksek tutularak, tüketici kredilerindeki cazibe azaltılmalıdır

  6. Vergi gelirleri içerisinde, dolaysız vergilere ağırlık verilmelidir

  7. Ücret ve fiyat artışlarının kontrol altına alınması sağlanmalıdır

Görülüyor ki, TL'den sıfır atmak için öncelikle yukarıda ifade ettiğim anti-enflasyonist politikalar uygulanmalı, politikaların başarıya ulaşması ve ekonominin güçlenmesine bağlı olarak, enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi sağlanmalıdır. Bu politikaları uygulayabilmek için herşeyden önce siyasal istikrar ve güven duygusunun olması kaçınılmazdır.

Dünyada, anti-enflasyonis politikalar uygulayarak parasından sıfır atan ve başarı elde eden ülkeler yanında, başarısızlığın getirdiği hiper enflasyonu yaşayan ülkeler de vardır. Örnek olarak Brezilya ve İsrail örneklerini vermemiz mümkündür.

Brezilya, kısa vadeli şok önlemlerle enflasyonu kontrol altına alma ve bu kontrolü psikolojik olarak da desteklemek amacıyla parasından sıfır atma yolunu seçmiştir. Sonuçta enflasyon kontrol altına alınamamış, paradan tekrar sıfır atılması gündeme gelmiş ve yaşanan istikrarsızlık karşısında, İMF başta olmak üzere, uluslararası finans kuruluşları Brezilya'ya yardım etmemiştir. Bu halde, sıkı para politikası uygulanmadan, ekonomik dengeleri kurmadan ve ekonomik yapıyı kuvvetlendirmeden paradan sıfır atılması, hiper enflasyonu beraberinde getirmiş ve 1988 yılında Brezilya, yıllık % 1200 enflasyonla karşılaşmıştır.

İsrail örneğinde ise, alınan radikal önlemlerin, büyük miktarlardaki dış desteğin ve % 90'lara varan kamuoyu desteğinin sonucunda başarı gelmiştir. Ancak, toplum topyekün olarak bu programın arkasında durdu. Fiyatlar ve ücretler donduruldu. Bunlar kadar önemlisi, kamuya yönelik transfer ödemeleri durduruldu. Siyasal istikrar ve bu istikrarın doğurduğu Hükümet'in uygulamalarının arkasında herkes kenetlenerek, İsrail ekonomik alanda bu başarıyı elde etti. Sonuçta 1987'lere gelindiğinde enflasyon % 2 seviyelerine çekildi.

Ülkemizde hızlı nüfus artışı ve yükselen işsizlik, bunu yanında enflasyon hedeflerine ulaşma noktasında çalışan kesimin yeni fedakarlıklara hazır olmaması, hepsinden önemlisi, böylesine radikal, geniş kapsamlı ve her kesimin canını yakacak bir ekonomik paketin uygulanabileceği istikrarlı bir siyasal ortamın olmayışı karşısında, paramızdan sıfır atılması tartışmaları, gerçekçi bir sonuç doğurmayacaktır.

Türkiye'nin uygulanacak orta ve uzun vadeli ekonomik tedbirler için;

  1. Siyasal istikrara,

  2. Yapısal dönüşümü sağlayacak ve ekonomik dengeleri rayına oturtacak dış desteğe,

  3. Sabırlı ve inançlı bir kamuoyu desteğine ,

  4. Nüfus artışına ve istihdam talebine uygun bir üretim ve istihdam genişlemesine,

  5. Dış ticaret dengesini sağlam temellere oturtacak kalıcı ve sürdürülebilir bir ihracat hamlesine,

  6. Kamunun kaynak yutan değil, kaynak yaratan ve bu kaynakları yeni kaynaklar yaratacak alanlara kaydıracak bir maliye ve bütçe politikasının titizlikle uygulanmasına ihtiyaç vardır.

Bu şartlar sağlandığı taktirde, 3 yıl içerisinde Türkiye'nin tek haneli enflasyon rakamlarını yakalaması ve ekonomik dengelerini kurması mümkündür. 6 aylık veya 1 yıllık reçeteler/programlar hayalidir. Sadece gerçekleşmeyecek mucizeler vaat etmektir. Bu çerçevede paradan sıfır atılması, elimizdeki ekonomik tabloyu daha da ağırlaştıracak ve Türkiye'yi hiper enflasyona taşıyacaktır. Bunun için öncelikle ekonomik dengeleri kuracak ve kamunun kaynak israfını daha üretken alanlara kaydıracak mobilize edilmiş bir ekonomik düzen kurmak ve devletin küçülmesini sağlamak, ilk tedbir olarak düşünülmelidir. Belli bir mesafe almamış ve enflasyonun aşağıya çekilmesinde sağlam bir trend yakalayamamış bir ekonomide, paradan sıfır atılması kısa vadeli bir psikolojik hava doğurabilir; ama ülkemizi bir defa daha parasına yeni sıfırlar ekleyen bir konumla karşı karşıya bırakır.