 |
ANAP
Gaziantep Milletvekili Mustafa TAŞAR:
"TL Değeri
ve Sıfırların Sorunları"
|

|
Uzun süredir ülkemiz
ekonomisinin problemlerini aşmak doğrultusunda çözümler araştırılırken,
sık sık bir çare veya çıkış yolu olarak paramızdan sıfır atılması
gündeme getirilmektedir.
Gerek
dünyadaki örnekleri ve gerekse ülkemiz ekonomisini köklü yapısal
ve mali problemleri dikkate alındığında, TL'nin değerinin artışını
veya düşüşünü tartışabiliriz; ama paramızdan sıfır atmayı,
bugünkü konjonktürde öncelikle ele almamız doğru değildir.
Ülkemiz ekonomisi, üç haneli rakamlara ulaşan uzun süreli
bir enflasyon baskısı altındadır. Bu süre zarfında, TL sürekli
değer kaybetmiş, iç kredi stoku genişlemiş ve bütçe açıkları
kontrol edilemez bir düzeye çıkmıştır.
Ülkemizde para arzının genişlemesinin temel nedeni, kamu
harcamalarında meydana gele aşırı artışlar ile KİT'lere ve
bankalara olan kaynak transferleridir. Bu kesimlerde dengenin iyice
bozulması, devleti vergi yoluyla elde edilen gelirlerin toplamının,
iç borç faiz ödemlerini dahi karşılayamayacak noktaya getirmiştir.
Enflasyonun kronik hale geldiği ülkemizde, sık sık gündeme
gelen konuların başında paramızdan sıfır atılması meselesidir.
Zaman zaman gündeme gelen bu yöndeki tartışmalar bir türlü sonuçlandırılmamıştır.
Önde gelen iktisatçılarımızın görüşlerine göre, kalkınma
sürecindeki ülkelerde, kontrol edilebilir bir enflasyonun olması
normal karşılanmaktadır. Bu nedenle, Türkiye gibi kalkınma
gayreti içerisinde olan bir ülkede, makul düzeyde bir enflasyonla
yaşanması normal kabul edilmelidir.
Enflasyonun
tamamen ortadan kaldırılması veya tek haneli rakamlara indirilmesi,
ekonomik dengelerin tam anlamıyla kurulması ve ekonomik yapının güçlenmesiyle
mümkün olabilecek bir durumdur.
Ciddi
ekonomik sıkıntıda olan ve radikal önlemleri alamayan ülkelerin,
sadece görüntü olarak enflasyonu aşağıya çekmesi, genelde ters
teper ve daha büyük krizlerin doğmasına neden olur. Bana göre son
yaşanan ekonomik krizin temelinde de bu yatmaktadır.
Ekonomik
çöküntü içerisinde olan bir ülkede köklü yapısal ve radikal
önlemler alınmadığı taktirde, arkasından hiper enflasyonun
gelmesi, sıkça yaşanan bir durumdur.
Enflasyonun
tek haneli rakamlara indirilmesi ve ekonomide dengelerin kurulmasıyla
sağlanacak güven ve istikrar ortamında ancak paradan sıfır atılması
gündeme getirilmelidir. Bana göre Türkiye, henüz böyle bir ortama
ulaşma uğraşı içerisinde olduğu için, parasından sıfır atma
konusu çok erken gündeme getirilmektedir.
Genel
olarak yılda %5'in üzerindeki fiyat artışları, enflasyonist sürece
girildiğinin ilk işaretlerini vermektedir. Böyle durumlarda, anti-enflasyonist
politikalar, ilk aşamada yumuşak bir şekilde, aksamadan uygulanacak
bir paket halinde yürürlüğe konulmalıdır. Bu çerçevedeki başlıca
önlemler;
-
Başlıca para ve kredi hacmi daraltılmalıdır
-
Reeskont oranları yükseltilmelidir
-
Bütçe denkleştirilmelidir
-
Tüketim mallarında taksitli
satışlar sınırlandırılmalıdır
-
Tüketici kredileri ya tamamen kaldırılmalı veya faizleri yüksek
tutularak, tüketici kredilerindeki cazibe azaltılmalıdır
-
Vergi gelirleri içerisinde, dolaysız vergilere ağırlık
verilmelidir
-
Ücret ve fiyat artışlarının kontrol altına alınması sağlanmalıdır
Görülüyor
ki, TL'den sıfır atmak için öncelikle yukarıda ifade ettiğim
anti-enflasyonist politikalar uygulanmalı, politikaların başarıya
ulaşması ve ekonominin güçlenmesine bağlı olarak, enflasyonun
tek haneli rakamlara indirilmesi sağlanmalıdır. Bu politikaları
uygulayabilmek için herşeyden önce siyasal istikrar ve güven
duygusunun olması kaçınılmazdır.
Dünyada,
anti-enflasyonis politikalar uygulayarak parasından sıfır atan ve
başarı elde eden ülkeler yanında, başarısızlığın getirdiği
hiper enflasyonu yaşayan ülkeler de vardır. Örnek olarak Brezilya
ve İsrail örneklerini vermemiz mümkündür.
Brezilya,
kısa vadeli şok önlemlerle enflasyonu kontrol altına alma ve bu
kontrolü psikolojik olarak da desteklemek amacıyla parasından sıfır
atma yolunu seçmiştir. Sonuçta enflasyon kontrol altına alınamamış,
paradan tekrar sıfır atılması gündeme gelmiş ve yaşanan
istikrarsızlık karşısında, İMF başta olmak üzere, uluslararası
finans kuruluşları Brezilya'ya yardım etmemiştir. Bu halde, sıkı
para politikası uygulanmadan, ekonomik dengeleri kurmadan ve ekonomik
yapıyı kuvvetlendirmeden paradan sıfır atılması, hiper
enflasyonu beraberinde getirmiş ve 1988 yılında Brezilya, yıllık
% 1200 enflasyonla karşılaşmıştır.
İsrail
örneğinde ise, alınan radikal önlemlerin, büyük miktarlardaki dış
desteğin ve % 90'lara varan kamuoyu desteğinin sonucunda başarı
gelmiştir. Ancak, toplum topyekün olarak bu programın arkasında
durdu. Fiyatlar ve ücretler donduruldu. Bunlar kadar önemlisi,
kamuya yönelik transfer ödemeleri durduruldu. Siyasal istikrar ve bu
istikrarın doğurduğu Hükümet'in uygulamalarının arkasında
herkes kenetlenerek, İsrail ekonomik alanda bu başarıyı elde etti.
Sonuçta 1987'lere gelindiğinde enflasyon % 2 seviyelerine çekildi.
Ülkemizde
hızlı nüfus artışı ve yükselen işsizlik, bunu yanında
enflasyon hedeflerine ulaşma noktasında çalışan kesimin yeni
fedakarlıklara hazır olmaması, hepsinden önemlisi, böylesine
radikal, geniş kapsamlı ve her kesimin canını yakacak bir ekonomik
paketin uygulanabileceği istikrarlı bir siyasal ortamın olmayışı
karşısında, paramızdan sıfır atılması tartışmaları, gerçekçi
bir sonuç doğurmayacaktır.
Türkiye'nin
uygulanacak orta ve uzun vadeli ekonomik tedbirler için;
-
Siyasal istikrara,
-
Yapısal dönüşümü sağlayacak ve ekonomik dengeleri rayına
oturtacak dış desteğe,
-
Sabırlı ve inançlı bir kamuoyu desteğine ,
-
Nüfus artışına ve istihdam talebine uygun bir üretim ve istihdam
genişlemesine,
-
Dış ticaret dengesini sağlam temellere oturtacak kalıcı ve sürdürülebilir
bir ihracat hamlesine,
-
Kamunun kaynak yutan değil, kaynak yaratan ve bu kaynakları yeni
kaynaklar yaratacak alanlara kaydıracak bir maliye ve bütçe
politikasının titizlikle uygulanmasına ihtiyaç vardır.
Bu
şartlar sağlandığı taktirde, 3 yıl içerisinde Türkiye'nin tek
haneli enflasyon rakamlarını yakalaması ve ekonomik dengelerini
kurması mümkündür. 6 aylık veya 1 yıllık reçeteler/programlar
hayalidir. Sadece gerçekleşmeyecek mucizeler vaat etmektir. Bu çerçevede
paradan sıfır atılması, elimizdeki ekonomik tabloyu daha da ağırlaştıracak
ve Türkiye'yi hiper enflasyona taşıyacaktır. Bunun için öncelikle
ekonomik dengeleri kuracak ve kamunun kaynak israfını daha üretken
alanlara kaydıracak mobilize edilmiş bir ekonomik düzen kurmak ve
devletin küçülmesini sağlamak, ilk tedbir olarak düşünülmelidir.
Belli bir mesafe almamış ve enflasyonun aşağıya çekilmesinde sağlam
bir trend yakalayamamış bir ekonomide, paradan sıfır atılması kısa
vadeli bir psikolojik hava doğurabilir; ama ülkemizi bir defa daha
parasına yeni sıfırlar ekleyen bir konumla karşı karşıya bırakır.
|